Sınıf İçi Değerlendirmede Küçük Adaletler

Öğretmenler odasında çayını karıştırırken şöyle bir düşünür insan: “Biz sınıfta bazen fark etmeden öğrenciyi nasıl hissettiriyoruz acaba?” Hangi noktada öğrenmeye destek oluyoruz, nerede istemeden engel oluyoruz?

İşte NCME’nin (National Council on Measurement in Education) yayınladığı bir “Educator Notes” yazısı tam da bu konuyu ele alıyor. Jill Willis ve Bronwen Cowie’nin kaleme aldığı bu çalışma kulağa felsefi gelen ama sınıf içinde hepimizin her gün yaşadığı o küçük anları inceliyor: “Little Justices” – Küçük Adaletler.

Aslında bahsettikleri şey çok tanıdık. Öğretmen olarak hepimizin bildiği ama bazen gözden kaçırdığı anlar…

Küçük Dokunuşlar Öğrencinin Dünyasını Değiştiriyor

Yazıda geçen bir sahne beni çok etkiledi: Öğretmen öğrencinin arkasında durup kağıdına bakıyor. Öğretmen için sıradan bir an… Ama öğrenci için koca bir stres dalgası.. Arkadan gelen nefes, görünmeyen yüz, sınıfın ortasında hissedilen baskı… Ve sonra öğretmenin bir anda öğrencinin yanına oturmasıyla gelen rahatlama.

Bizim sınıflarda bu ne kadar sık olur değil mi? Bazen sadece yanına oturmak bile öğrencinin üzerindeki yükü alıyor.

Willis ve Cowie’nin anlattığına göre işte tam bu anlar “küçük adaletler.” Yani öğrencinin kendini değerli, görülmüş ve güvende hissettiği mikro etkileşimler. Koca büyük kavramlara gerek yok; bir hareket, bir bakış, bir sandalye bile bir öğrencinin kendilik algısına dokunuyor. Öğrencinin nerede oturduğu, öğretmenin sınıfta nerede durduğu, materyallerin ne kadar görünür olduğu… Bunların hepsinin duygusal ve bilişsel etkisi var. Öğretmenin sınıfta dolaşması mesela… Öğrenci bunu “Hocam beni önemsiyor” diye okuyor. Başarı ölçütlerinin sınıfta herkesin görebileceği bir yerde olması öğrencinin “Ben neredeyim?” sorusuna kendi kendine cevap bulmasını sağlıyor. Akran geri bildirimi almaya izin verilen sınıflarda öğrenciler öğrenmeyi birbirine taşıyor, motive oluyor, cesaret buluyor. Yani biz öğretmenler belki fark etmiyoruz ama sınıfın içindeki en küçük hareketler bile bir tür iletişim.

Yapabileceğimiz Şeyler Aslında Çok Basit

Yazının en güzel tarafı öğretmeni suçlamadan veya idealist taleplerde bulunmadan çok pratik sorular sunması. Öğretmenler odasında şöyle bir listede sohbet edermişiz gibi düşünün:

  • “Nerede duruyorum da hangi öğrenci geriliyor acaba?”

  • “Herkes materyallere kolayca erişebiliyor mu?”

  • “Bu öğrenci arkada oturmayı seçiyorsa bunun nedeni ne olabilir?”

  • “Kime biraz daha akran geribildirimi alan bir ortam lazım?”

İşin güzel yanı büyük devrimlere gerek yok. Müfredatı tamamen değiştirmek falan değil mesele. Küçücük adımlar da öğrenme ortamını adil hâle getirebilir. Bazen sınıfı dolaşırken hızımızı biraz düşürmek… Bazen öğrencinin masasındaki sandalyeyi kendimize çekmek… Bazen bir örnek çalışmayı tüm sınıfa görünür kılmak… Bazen öğrencinin ailesine yaptığı sunumu desteklemek… Belki de yıllardır yaptığımız ama adını koymadığımız şeylerin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatıyor bu çalışma.

Küçük Adaletler Öğrencinin Öğrenme Kimliğini İnşa Ediyor

Willis ve Cowie’nin anlattığı “Little Justices”, ölçme-değerlendirme denince hep gözden kaçırdığımız boyuta işaret ediyor: Öğrenme sadece bilgi değil; duyguların, bedenlerin, mekânların, ilişkilerin bir arada aktığı bir süreç.

Hani bazı öğrenciler vardır ya bir bakışımızla motive olan, bir yanlış anlamamızla içine kapanan… İşte bu yazı bize o anların değerini hatırlatıyor.

Kısacası:
Küçük adaletler öğrencinin kendini bir öğrenen olarak gördüğü yerin kapısını açıyor.

Orijinal Çalışmaya Göz Atmak İsterseniz

NCME’nin yayımladığı “Little Justices” notuna buradan ulaşabilirsiniz:
https://www.ncme.org

İLGİLİ yAZILAR